|
:::
TARİHÇE :::

Çıldır, en eski
Türk yerleşim merkezlerinden biridir. Heredot
Tarihi’ nde de bahsedildiği gibi, M.Ö. 650-700
yılları arasında bölgeye gelen Saka Türkleri,
Çıldır’ a ebedi Türk olma damgasını
vurmuşlardır. Zaten Çıldır adı da oradan
gelmektedir.
Çıldır, Oğuz Han’ın Çavuldur Boyu adının;
Çavuldur (Çaldur) Çıldır şeklinde fonetik bir
değişikliğe uğramış biçimdir.
Çavuldur, Oğuz’ un Gökhan’ dan olma ikinci
torunudur. Yöre halkının meskuniyeti, böylece
1071 Zaferi’nden çok daha gerilere gider. Öyle
ki, Anadolu kapılarını ebedi olarak Türklere
açacak olan Sultan Alpaslan’ın ordusu, Çıldır’a
geldiğinde, Akçakale mevkiinde üç gün misafir
edilir ve ordusuna takviye birlikler
verilir.
Çıldır’ ın bilinen tarihi zamanımızdan 6000 yıl
öncesine gitmektedir. Yapılan araştırmalarda
Hurrilerin burada Akçakale ada kenti olmak üzere
bir devlet kurduklarını göstermiştir. M.Ö.
1900-1400 yılları arasında kurulan Kitanlı
Devleti Çıldır gölü ve çevresine 500 yıl hakim
olmuştur. Bundan sonra merkezi otoritesi kayıp
olan Hurrilerin 600 yıl süren derebeylik
devresinde Akçakale Köyü merkez olmak üzere
Gökdağ, İnektepe, Kalaça, Akçakale’ nin
kuzeyinde Senger denilen yerlere birer kale
kurarak derebeylik yörede egemen olmuştur.
Özellikle Senger- Gökdağ üzerinde Trabzon’a
kadar uzanan tarihi ipek yolunun bir kolunun da
kontrol altına alınabilmesi için bir tepenin
yapay engellerle sarplaştırılmasıyla dikkati
çeker. Burası hem Çıldır gölüne hem’ de Çıldır
ovası’ na hakim bir derebeylik’ idi.
Daha
sonra aynı ırktan olan URARTU Devleti’nin
egemenlik sürdüğü görülür. M.S. 650 yıllarında
SAKA Devleti, URARTU Devleti’ nin egemenliğine
son vermiştir. Bir süre sonra yani M.S. 429
yılında 200 yıl boyunca İranlılar Çıldır’ a
hakim oldular. Bu dönemin izleri mezarda ateş
yakmak ve ateşe su dökmenin günah sayılması gibi
inançlarla günümüze ulaşmıştır. 450-500 seneleri
arasında Musevi inancını kabul etmiş olan
Hazarlar büyük bir Devlet kurarak Çıldır ve
çevresini’ de topraklarına kattılar. Bu dönemde
buralarda bulunan Kazak ve Borcalı’ lara
TEREKEME adı verilirdi.
Selçuklu Sultanı Alpaslan 1064 yılında
Horasan’dan büyük bir ordu ile gelip Mayıs
ayında Cavak Sancağının merkezi olan Akçakale’
yi feth etti. Alpaslan’ ın savaşmadan teslim
olma önerisini götüren İbni Mücahit ve Ebu Semre-yi
Akçakale Beyi öldürttüğünden kent savaşla alındı
ve gece yakıldı. Gölün doğu kıyısındaki Albiz
Kalesi’ de alınarak yakılıp yıkıldı. Çıldırın
İdaresi Alpaslan’ın kayın pederi sayılan
Müslüman Loru Terekeme beylerine verildi.
Akçakale, Akal-Palak halkı göç ederek yanan
şehirlerinin yerine Ahırkelek Kalesini yaparak
yerleştiler. Türkçe’de Şeytan anlamına gelen
Albız halkı ise Rabat (Yıldırımtepe) kuzeyine
Şeytan Kalesini yaptılar. 1064 yılından itibaren
Çıldır bölgesi merkezi Şeytan Kale oldu.
Loru
Terekeme Beyleri Cavak Sancağını 60 yıl idare
ettiler. Kıpcaklar 1124 yılında Daryal
boğazından geçerek Çıldır’ı ele geçirdiler.
Kıpçaklar Gürcüler in Bangrat Kırallarını tahta
geçirdiler. Bu dönemde Çıldır’ dan diğer
bölgelere büyük göçler oldu. 1125 yılında Çıldır
Gürcülerden Harzem Şah’ ların eline geçti.
1239-1240 yıllarında Moğollar Harzem Devletini
yıkarak Çıldır’ ı aldılar. Moğollar Ardahan,
Çıldır ve Ahıska’ nın yönetimini Kıpcak
beylerine verdiler. Dönem dönem beylikler
egemenliği altında kalan Çıldır Osmanlı Padişahı
Kanuni Sultan Süleyman’ın Oltu, Ardahan ve Kars’
ı almasından sonra 1546 yılında Safavı Şahı
birinci Tahmasap Çıldır’ı Ata bek’ lerden alarak
Cavak beylerinden Varaza oğlu Mahmut Hana verdi.
Çıldır’ da Rabat ve Şeytan Kalesini yönetim
merkezi yaptı. Safavi’ ler ve Osmanlılar Çıldır
ve Ardahan arasında baskın ve talanlarla
birbirlerini hırpaladılar. İran Serdarı Tokmahan
ile Osmanlı Ordusu 09 Ağustos l578 günü Zurzuna,
Purut ve Suhara (Çıldır, Eşmepınar ve Aşıkşenlik)
arasında şimdiki Çıldır düzünde meydan
muharebesi yaparak Şeytan Kalesi alındı. Lala
Mustafa Paşa Feth edilen yerlerde 3 eyalet
kurdu. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde
eyaletlerden birisi olan Çıldır eyaletini
Osmanlının doğudaki en güçlü ve zengin eyalet
olduğunu belirtmiştir.
93
Harbi olarak geçen savaş sonrasında 1877 yılında
bölge yeniden Rusların eline geçti 14 Temmuz
1878’ de yapılan Berlin anlaşmasıyla Ruslara
savaş borcu olarak verilecek olan 245 milyon
Osmanlı altınının 200 milyonunu karşılamak üzere
3 sancak denilen Kars, Çıldır ve Batum
sancakları Ruslara teslim edildi. 1917 yılında
Rusya’da başlayan Bolşevik ihtilalini fırsat
bilen Gürcüler bağımsızlıklarını ilan ederek
Çıldır’ ın işgaline başladılar. Bu dönemde
Çıldır Gürcülerle Ermeniler arasında çekişme
bölgesi haline geldi. İşgale direnen Çıldır’ da
yaşanan, Meryem ve Kotanlı köylerinin
katliamlarından sonra iki yerleşim birimi yok
edildi. Bu dönemde 19 Mayıs 1919’ da Samsun’ dan
doğan güneş Amasya, Erzurum ve Sivas’ ta Ülkeyi
aydınlatmaya başlamış, Çıldır’ dada Kuvay-i
Milliye direnişi başlamıştır. Direnişe karşı
başlatılan sindirme hareketi sırasında 1828
yılında Ruslarla yapılan Türkmen Çay
anlaşmasıyla yaşadıkları bölgeler Ruslara
bırakılan bu sebeple oralardan göç eden ve
kitleler halinde Çıldır’ a yerleşen Terekemeler
ile o zamana kadar Çıldır’ da yaşayan halktan
büyük gruplar göç etmeye başladılar. Ancak Kuvay-i
Milliye güçleri ve halk ozanı Aşık Şenlik gibi
insanlar göçü değil, savaşarak kurtuluşu
anlatmaya başladılar.
Merkezi Erzurum’ da olan 15. Kolordu,
Kazım Karabekir komutasında Milli Şura
kuvvetlerinin yardımı ile önce Ermenilerin
sonrada Gürcülerin üzerine yürüdü. 25 Şubat 1921
günü Çıldır düşman işgalinden kurtularak Çıldır
Türk topraklarına katılmıştır.

Ana Sayfa
|